Kitabı alırken kısa hikayelerden oluştuğunu farketmemiştim. Sadece arka kapaktaki intihar eden herkesin gittiği bir yer cümlesi ilgimi çekmişti. Ne yazarı tanıdığımdan ne de başka birşey yüzünden sadece bu cümle nedeniyle almıştım kitabı. Okurken farkettim ki bu hikayenin filmini de izlemişim ben.
Şimdi bunu yazarken ben bir kitabı sırf arka kapağında içinde intihar kelimesi geçen bir cümle var diye alacak kadar karanlık, bunalım bir insan mıyım diye düşündüm gerçekten. Değilim aslında. Tamam Pollyanna değilim ama hayatla da o kadar büyük bir kavga edip, küsüp, yerin dibine inme ihtiyacı da hissetmiyorum. Aslında intihar kelimesi en yakın arkadaşlarımdan birinin lisedeyken bu şekilde ölmeyi tercih etmesi sonucu beynime kazındı. Bu olay olduğundan beri gerçekten merak etmeye başladım, insan nası bir psikolojiyle nasıl bir duygu yoğunluğuyla kendini öldürür. Bunun bir cevabı olduğunu sanmıyorum ya da ben bulamadım. Ama şu kesin ki intihar, kolay olduğu kadar çok zor, korkakça olduğu kadar da inanılmaz cesaret gerektiren birşey. O sınıra ulaşmamış kimsenin anlayamayacağı kadar karmaşık birşey. Bu nedenle intihar etmiş insanların aynı yere gitmesi fikri hoşuma gitti. Daha doğrusu arkadaşımın kendisini anlayacak insanlarla beraber başka bir dünyada yaşamaya devam ettiği düşüncesi hoşuma gitti. Hikayeyi okurken aklımdan bunlar geçtiği için herhalde mutlu oldum.
Etgar Keret'in başka bir kitabı var mı bilmiyorum ama varsa araştırıp almayı planlıyorum. Kolay okunan bir dille yazılması ve kısa kısa hikayelerden oluşması nedeniyle zamanın nasıl geçtiğini pek anlamıyorsunuz. Karamsar bir hava var tüm hikayelerde , bu nedenle konsantre olabilmek adına yağmurlu bir havada kahve eşliğinde okunması tavsiye edilir..