Kitabı bitirdim.Uzun zamandır beynimi zorlayacak birşey okumadığım için mi , köreldiğimden dolayı mı, bilemiyorum ama kitap konusundaki düşüncelerimi toparlayamıyorum.
Adam Walker amerikalı bir öğrenci, kardeşi gölde boğulduktan sonra iyi bir insan olmaya ant içmiş.İyi bir insan olmak ne demek?
68 lerde ırkçılık var.Sorun bu.Bunun bir parçası olmamaya güçsüzleri savunmaya ant içmiş işte.Ancak Born hayatına girdikten ve o 18 yaşındaki zenci çocuğun öldürülmesine seyirci kaldıktan sonra kendini kaybetmiş.İyiliği kaybetmiş.İyi bir insan olmanın gerektirdiği şeyi yapamamış.Polise gitmesi gerekirken o birkaç günü bekleyerek kendini sorgulayarak harcamış.Born bu zamanı kullanarak Paris'e geri dönmüş ve izini kaybettirmiş.
Kitap mevsimlere ayrılmış. "İlkbahar'da" birinci tekil şahısla yazılan “ben” bölümünde, Adam'ın kendini sorgulamaları çoğunlukta. Born'a karşı duyulan yoğun bir nefret.Onu asıl kızdıran Born'un aslında düşündüğü kadar iyi bir insan olmadığını haykırıcasına suratına tuttuğu ayna.Born onu bir yere kilitlemedi.Polise hemen gidebilir, Paris'e dönmeden onu yakalatabilirdi.
Ama yapmadı.Born'a değil aslında kendisine duyduğu nefret bu.İstediği insan olmayı başaramadığı için kendine duyduğu nefret.Düşününce insanın aklına Born onu bir yere
kilitleseydi mutlu olacağı geliyor.O zaman seçim yapmasına gerek olmazdı, aynaya bakmasına gerek kalmazdı çünkü.
İkinci tekil şahısla yazılan "Yaz" bölümüne gelince konu, ablasını kaçış olarak görmesi, Cecile'in kendisiyle birlikteyken hissettiğini söylediği şeyi ablasıyla beraberken hissetmesi.
Onunlayken kendi dünyasına gömülmesi ve dışarda olan her türlü soruna, kötülüklere savaşa, ırkçılığa kapalı olmaları.
Ablasıyla birlikteyken belkide kendisini olmak istediği insan gibi hissediyordu.Belki de bu yüzden ona saplantılı bir şekilde bağlıydı.
Her karakterin kendini tanıma sürecini anlatıyor sanki kitap.Margot, Born yoluyla, Cecile, Adam yoluyla...Her karakter bir diğerine birşeyler katıyor.
Zincirleme bir paylaşım.Sonunda "Sonbahar" bölümünde zincirin son halkasının gene en baştaki olayları başlatan ilk halkaya bağlandığını görüyoruz.
Born'a!.Ona.Üçüncü tekil şahısla yazılmasının nedeni budur belkide "Sonbahar" bölümünün. Cecile Born'un yaşam tarzında nefret ettiği herşeyi görüyor.Irkçılığı görüyor.Adam'ın kaçtığı herşeyi.
Adam'ın iyi, Born'un kötü olduğunu ve bunun hiçbirşeyi değiştirmediğini görüyor.Dünyada iyi ya da kötü olmanın önemli olmadığını, hiçkimsenin kazanmadığını, önemli olanın sadece yaptığımız yolculuklar olduğunu anlıyor.Önemli olan tanıdığımız insanlar, onların bize kattıkları, bizim onlara kattıklarımız, onların bizim hayatımızı değiştirmesi, karşılıklı etkileşimler, zincirin bir halkası olmak.Sadece zincirin bir halkası.İyi veya kötü olman zincirin bir halkası olduğun gerçeğini ne daha güzel ne de daha çirkin yapıyor, hiçbirşeyi değiştirmiyor.Hepimizin olduğu şey bu, ne iyi ne kötü, birbirini etkileyen halkalar,
Upuzun sonsuz bir zincir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder